20 Temmuz 2016 Çarşamba

Düğün Sezonu için Abiyeler

Düğün sezonun açılmasıyla birlikte kadınların elbise konusundaki kararsızlıkları da artıyor. Her sezon bambaşka modellerde tasarlanan abiyeler, farklı tarzlara hitap ediyor. Detaylarıyla, estetik kesimleriyle mükemmel görünüm sunan modeller, şıklığı ve rahatlığı bir arada yaşatıyor.

Yeni sezonda abiyeler, hem geçmişin tarzlarını günümüze uyarlıyor hem de minimalist kombinler yapmana yardım ediyor. 2016 yılında elbiseler, renk olarak pudra tonlara ve siyaha bezeniyor. Bebek mavisi, su yeşili ve uçuk somon gibi pudra renk elbiseler, yeni sezonun favorileri arasında yer alıyor. Renkler, modellerin gerek tamamında, gerekse desenlerinde görülüyor. Siyah renk elbiseler, albenisi yüksek tasarımlarla beğeniye sunuluyor. Bel ve omuz çevresine eklenen dekoratif işlemeler, modellerin daha asil görünmesini sağlıyor. Pudra ve siyah renk elbiseleri, düğün gibi çeşitli eğlence organizasyonlarında kullanabileceğin gibi mezuniyet balosu etkinliklerinde de giyebilirsin. Elbisene uyumlu trend stiletto veya topuklu bir sandalet giyebilirsin.

Tepeden tırnağa şık olmana yardımcı olan şifon elbise modelleri, genellikle uzun ve yerlere kadar inen boylarda dizayn ediliyor. Kombinlerini feminen ve çekici kılan abiyeler, bel çevresinde daraldığı için vücut hatlarını estetik şekilde sarıyor. 2016 yazının gözde modellerinden olan şifon elbiselerle, göz kamaştıran bir şıklığa bürünebilir, bulunduğun mekandaki tüm gözleri üzerine çevirebilirsin.

Vücut hatlarını belirginleştirerek orantılı bir görünüm ortaya çıkaran balık elbiseler, her zamanki önemini koruyor. Askılı veya straplez şekilde tasarlanan modeller, yalın formlarıyla dikkatleri üzerlerine çekiyor. Balık elbiseler, çoğunlukla sade giyinmeyi seven kadınların beğenisini topluyor. Elbiselere, etek uçlarında yer alan katlı ve asimetrik detaylar hareketlilik kazandırıyor. Modelleri, topuklu ayakkabılarla beraber giyerek eğlence organizasyonlarında zarif bir imaj sergileyebilirsin.

Uzun elbise modasının revaçta olduğu son yıllarda tül modeller de sıklıkla tercih ediliyor. Özellikle mini elbiselerin etek uçlarına eklenerek uzatılan abiyeler, farklı bir stil elde etmene olanak tanıyor. Hafif şeffaf görünüm veren tül elbiseler, uçuşan etek uçlarıyla kadınların enerjik kombinler yapmasını kolaylaştırıyor. Senenin hitleri arasında bulunan tül elbiselerle, trendleri üzerinde deneyimleyebilirsin. Eğlence organizasyonu kır konseptinde yapılacaksa, saç modelini dekoratif taçlarla tamamlayarak daha uyumlu bir kombin yakalayabilirsin.

Düğünlerde havalı bir tarz oluşturmanı sağlayan püsküllü elbiseler, hem uzun, hem de kısa modellere yansıyor. Püsküllü modeller, hareketli dizaynları sayesinde her an dansa hazır bir görünüm veriyor. Uzun kolyelerle veya kalın bilekliklerle tamamlayarak kullanabileceğin püsküllü elbiselerle, zarif bir şıklık elde edebilirsin. Elbiseyi kış mevsiminde giyeceksen, omzuna zıt renk kaşe bir kaban alabilirsin. Dilersen file çorap giyerek, kombinini detaylandırabilirsin.

İki parça elbise modası yeni sezonda da aynı şekilde popülerliğini devam ettiriyor. Yüksek bel eteklerle ve kısa büstiyerlerle elbise görünümü verilen kombinasyonlar, kadınların oldukça hoşuna gidiyor. Gömleklerle veya bluzlarla uzun eteklerini tamamlayarak, sen de elbise görünümü oluşturabilirsin. Seçtiğin parçaların modeline uygun olarak beline kalın kemer takabilir, şık bir bütünlük yaratabilirsin. 2016 sezonun moda koleksiyonunda abiyeler, zaman zaman geçmişin tarzlarına da ışık tutuyor. Omuzdan gelen çapraz askılar, sırtta göze çarpan derin V yaka dekolteler ve bol kesim etekler geçmiş yıllarda da trend olan helenistik tarza vurgu yapıyor. Helenistik elbiseleri, kendi giyim zevkine göre  bütünleştirerek zamansız şıklık kazanabilirsin.


Yeni sezonda abiyelerin dekolteleri bel kısmına odaklanıyor. Lazer kesimle üretilen dekolteler, kapalı ve uzun elbiseleri, daha farklı ve çekici bir hale dönüştürüyor. Dekoltesi bel detayında uygulanan elbiseler seksi ve gösterişli bir stil çizmene destek oluyor. Abiye elbise çeşitlerinin desenleri ise çiçekli baskılarda ağırlık gösteriyor. Çiçek desenli elbiseler, baharın ve yazın canlı havasını bedenine ulaştırıyor.

30 Haziran 2016 Perşembe

Öyle Üzgünüm Ki...

Kelimeler boğazımda düğümleniyor, söyledikçe sövdükçe hiddetlendikçe çıkmaza giriyor sustukça her geçen gün batağa saplanıyoruz.. 'Elden bir şey gelmiyor sadece dua' demeyi kabullenemiyorum. Bir şey yapmalı, kanıksamamalıyız fakat öylesine kolay atlatır olduk ki her yeni olayı.. Her gün ölüyor, hiç olmamışçasına kaldığımız yerden devam edebiliyoruz..


Düşündükçe iç sızım katmerleniyor; kimisi ailesine kavuşma hevesiyle, kimisi tatil heyecanıyla yola çıkan, kimisi görevi başında tam 42 can! Sayı değil her biri bir can, birilerine hayat birilerine nefes.. Annesine, babasına, eşine dostuna, evladına sabır çokça sabır, yine dua..

Ah kızım, ah melek evladım, ciğerim, sol yanım gönül ister hep tatlı hatıralar bırakayım ama acıyı da yazıyorum yazmalıyım ki unutulmasın. Kabullenilip daha beterlerine yol olmasın..

Dilerim son olsun..

28 Haziran 2016 Salı

Biten Ürünlerim - Haziran 2016

Önceleri hemen her ay az çok ayırt etmeksizin biten ya da memnun kalmadığım için değerlendiremeyip atmak durumunda kaldığım ürünlerim hakkında yazıyordum. Bir ürün alacaksam ve ürün hakkında çok net bir fikrim yoksa ya uzun süredir kullanan kişilerin yorumlarını okur ya da biten ürünler videolarına bakar emin olduktan sonra alırdım. Bu sebeple bende biten ürünlerimi yeniden paylaşmaya karar verdim.





27 Haziran 2016 Pazartesi

Eylül Masal'ımın Büyükada ile Tanışması ve İlkleri

Büyükada benim için ailemiz için çok kıymetlidir. Eşim evlenme teklifini bir Eylül günü Büyükada'da etti. O zamandan sonra anlamlı olan Eylül ayları, 1 Eylül'de evlenmemizle çok daha değerli oldu. Kızımızın adı 'Eylül' de buradan geliyor. İkinci adı için Masal ile Ada arasında gidip gelsek de kız bebek hayalime kavuşacak olmak benim için masal gibiydi :) İşte kuzucuğumun adı böyle doğdu 


13 Mayıs 2016 Cuma

Döndüm ben :')

Merhabalar;

Anne bebek paylaşımlarım için ayrı bir blog açmıştım. Ancak artık tek bir blog üzerinden devam etmeye karar verdim. İçeriğinde ise tıpkı buradaki gibi makyaj, bakım, kombinlerim, kitaplarım, gezilerim, annelik kısaca bir kadının hayatına dair her şeyden bir parça bulabileceksiniz. Ne yalan söyleyeyim bebek üzerine yazmak çok güzel ama beni biliyorsunuz her konuda paylaşmayı, içimden geldiği gibi kafama estiği gibi yazmayı seviyorum. Dümenin seyrine rüzgara göre yön vermek en güzeli değil mi ;) Bence öyle :')

Artık blogumu bloggera taşıdım rahatça takip edebileceksiniz. Bu paneli sizleri rahatça takip edebilmeyi, bloglar arası gezmeyi özlemişim. Yok anacım bloggerdan ötesi yalan.

O zaman buraya alayım sizi :') www.gozdeanne.com Takibe almayı unutmayın emi


Bu arada YouTube kanalımda da videolar paylaşıyorum, orada da içimden geldiği gibi her türlü paylaşım bulacaksınız. Ve en güzeli de sizinle beraber yön vermek olacak, o yüzden abone olmayı ve istek videolarınızı yazmayı unutmayın.

Son videomu da buraya ekleyip kaçıyorum ^.^ Hep sevgiyle


4 Nisan 2016 Pazartesi

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

27 Mart 2016 Pazar

Emzirme ve Süt Arttırma Üzerine (videolu)

Hamilelikte doğum kadar düşündüğümüz bir konu daha varsa kesinlikle emzirme! Doğum nasıl olacak, özellikle normal doğum isteyen anne adayları için yapabilecek miyim (şahane doğum maceraları anlatmaya bayılan bir toplumuz maalesef yüreklendirme yerine korkutma yolu tercih ediliyor), hemen sütüm gelecek mi sorularını hangimiz düşünmedik ki?

Doğum yazım ne kadar cesaret verici ise emzirme yazımda o kadar güven verici olacak, gönül rahatlığı ile okumaya devam edebilirsiniz ;) Doğuma kendime güvenerek gittim, her ne kadar hamileliğimde dönem dönem benim aklıma da gelip acaba dedirten bir konu olsa da emzirme konusunda da kendimden o kadar emindim. Her zaman düşüncem şu yönde oldu; eskiden mama yoktu, fakirlik olduğundan insanlar kendilerine bile yiyecek gıda bulamazken (kıtlık dönemlerini dedelerinizden, büyük büyük ninelerinizden dinlemişsinizdir elbet) bebekleri için uygun yiyeceği bulmak ile uğraşacaklarını hiç sanmıyorum ee bebekler aç mı kaldı bu durumda demek ki herkes emzirebiliyordu (sağlık problemi olanların yada fiziki/anatomik olarak emzirmeye engeli olanların kesinlikle konu dışı olduğunu belirtmek isterim), sizin için çok ekstrem düşünceler gibi gelebilir bunlar hatta hamile kafası da diyebilirsiniz. Varsın öyle olsun ben sonuca bakarım :) Ben tüm bunları düşünürken, bir yandan doktorumu şunu yemezsem bebeğim beslenebilir mi, süt ne kadar içemeliyim vs soruları ile darlarken beni sakinleştirip kendime güvenmemi sağlayacak bir düşünce de doktorumdan geldi. İnsanların çok kötü muamelelere maruz kaldığı toplumlarda (mesela kamplarda tutulan insanlar , savaş dönemleri gibi örnekleri düşünebiliriz) sağlıklı doğumlar olmadı mı, insanlar kendilerine yiyecek bir şeyler bulamazken bebeklerini nasıl emzirdiler dedi! Sizce de çok haklı değil mi?

Çok şükür doğum sonrası hemen sütüm geldi, aslını söylemek gerekirse hiçbir zaman elimle sıkıp yada sağıp sütüm var mı diye bakmadım. Bebeğimi kucağıma verdikleri gibi emzirmeyi denedim ve bence sütüm vardı. Her mıkırdanmasında emzirdim. Ağlamadığına göre yeterli miktarda sütüm olmalıydı. Sık sık meme istediği için sütümün olmadığını aç olduğunu mama vermem gerektiğini iddia edenler oldu. Pek şahane çocuk doktoru şimdiki gençler mama vermemek için bebeği aç bırakıyorlar bebekler sarılık oluyor vs gibi lafları ile yakınlarımdan biribi etkileyip yeni anneye hiç söylenmemesi gereken şeyler de söylemediler değil. Ama ben kendimi şartlamıştım, herkes yapıyorsa bende yapacaktım! Ve asla bu tahriklere gelmeyecektim. Ne mi oldu? Bir anlık ya gerçekten bebeğimi aç bırakıyorsam yanılgısına kapılıp ilk gece mama vermeyi denedim, yalnızca bir kaç çay kaşığı! Israr edilmesine rağmen gönlüm el vermedi bıraktırdım. Bu noktada kararlı olmak çok önemli, çünkü zaten yeni doğum yapmışsın cırlayıp söylenmeye takatin yok, ve ilk kez anne olduğundan ya yanlış yaparsamın vicdan azabı var gaflete kapılıp bebeğinizi karnını tıka basa doldurulmak üzere birilerinin ellerine bırakmanız an meselesi. İyi ki kararlı olmuşum, hislerime ve kendime güvenmişim diyorum şimdi. Çünkü bence o an benim annelikte ilk sınavımdı, başka başka konularda akıl vermeye kalkışılmasının bir nebze önünü kestiğimi düşünüyorum.

Hastaneden çıktıktan sonra yine dış seslerin etkisi ile bir kez daha acaba dedim. Yine bebeğim ağlamadığı halde sık sık memede durmasını açlığına bağlayanlar oldu. Bu noktada eşim devreye girdi. İyi ki diyorum iyi ki doğum öncesi araştırmışım, okumuşum, nelerle karşılaşabileceğim hakkında fikir sahibi olmuşum ve eşimi de bilgilendirmişim. Vermek hiç istemiyorum ama acaba alsak mı mama dediğimde, seni uyarmamı istemiştin gereklilik söz konusu olmadıkça vermeyecektin dedi ve ben gaflet uykusundan uyandım. Ben hamileyken yaptığım kitap paylaşımlarında hiçbir şey kitaplardaki gibi olmuyor diyenlere selam olsun. O zaman verdiğim cevapta aynıydı şimdi de aynı ve bu her konu için geçerli bence. Evet hiçbir şey kitaplardaki gibi değil, zaten tek bir doğru ve tek bir kural olsaydı bebekler için büyütme kılavuzu yazılır hastanelerde dağıtılırdı öyle değil mi? Okumaktaki araştırmaktaki amaç a,b,c planları oluşturabilmek. Sıfır bilgi ile bebeğe karşıdan bakacağıma kafamda ışık yakacak bir şeyler öğrenmeliyim. Şimdi dönüp bakıyorum da ne kadar çok konuşan olmuş, hamile ve lohusa kafasına sığınıp keşke biraz stres atsaymışım :P Bence bir de lohusalık dönemimi yazmalıyım :)

Evet mamayı tamamen kafadan attığımıza göre şimdi sırada sütüm gerçekten yeterli olacak mı, yetmesi için ne yapmalıyım vardı! Ne yemiş ne içmiş de bebeği 12 aylık olmasına rağmen hala emziriyor ve sütü yetiyor diye düşünüyorsanız yazının devamında hayal kırıklığına uğrayabilirisiniz şimdiden söyleyeyim. Çünkü şunu ye süt yapar, bunu ye sütlerin oluk oluk çağlayacak diye bir formülüm yok. Var diyene de inanmıyorum. Hastanede ebenin önerisiyle humana still tee kullanmıştım, çıktıktan sonra buna bir de lactamil ekledim. Ama kullandığım dönemler ile kullanmadığım dönemler arasında hiç fark olmadı. Ben demir emilimini etkilememesi için ve emzirme döneminde herhangi bir faydası olduğunu düşünmediğimden çay/kahve içmeye son vermiştim. Hamileliğimde de çok az içtim zaten. İşte bu sebepten gün içerisinde ve özellikle sabah kahvaltılarında sırf içecek bir şey olsun diye içtim bu içecekleri ama toplu aldığımız için içmeye devam ettim. Evde olmasaydı bunun yerine aktardan rezene ve ısırgan otu alıp çayını demlerdimki azda olsa rezene içtiğim dönemlerde oldu. Rezenenin gaz ve sindirim düzenleyici etkisi olduğunu biliyorum ve bu sebepten tercih ederdim. Isırganda aynı şekilde sindirimi düzenliyor ve bunun yanında yüksek miktarda demir içerdiği biliniyor. Bunlar tavsiye niteliğinde değil, aktardan rezene alırken edindiğim bilgiler mutlaka kullanmadan önce doktorunuza danışın. Unutmayın bitki bile olsa her şeyin fazlası zarar neyi ne kadar kullanacağınızı doktorunuzdan öğrenmelisiniz.
Yediklerime gelince süt artırıcı olarak düşünmedim hiçbir şeyi ama enerji ihtiyacım olduğundan -emziren anneler bilirler bir anda eliniz ayağınız kesilebiliyor- ve tatlı ile kof kilo yüklenmek istemediğimden bu ihtiyacımı hurma&ceviz ikilisi ile karşıladım. Sağolsun eşim her sabah işe gitmeden hurmanın çekirdeğini çıkarır içerisine de yarım ceviz koyar böyle bir kase hazırlardı. Bende canım tatlı istedikçe ya da öğün aralarında bir şeyler atıştırmak istediğimde gelip gidip ağzıma atardım. Üzerine de bir büyük bardak su.

Okuduğunuz gibi yiyip içmenin süt artırıcı etkisi olduğunu düşünmüyorum. Sütü artıran 2 şey var! Her şeyden önce sık sık bol bol emzirmek! Ve çokça su içmek. Anne sütünün %87 sini suyun oluşturduğu düşünülürse zaten ne yapmanız gerektiği ortada. Emzirmek için asla zaman hesabı yapmadım, 2 saat beklemek gerektiğine falan inanmıyorum. Yeri geldi koca gün memede durmak istedi Eylül Masal ve durdu da. İhtiyacı olan sütü de bu şekilde karşıladı ve artırdı zaten. Önemli olan memelerdeki sütün boşalması bu da demek oluyor ki emzirmek için beklememeli. Arz talep olayı anlayacağınız ne kadar çok emilir ve memeler boşalırsa o kadar fazla üretiliyor. Memedeki sütün tamamen boşalması, beyne süt bitti yetmiyor daha fazla üretmelisin mesajı gönderiyor.

Buraya kadar okuyup kesinlikle tuzu kuru yazması kolay diye düşünmeyin. Emzirmek öyle bir süreç ki bunun meme grevi var, bebeğin ilgisi etrafa kaydıkça meme ile eskisi kadar haşır neşir olmadıkça süt tamamen tükenmediğinde üretiminin azalması var. Bizde yaşadık bunları ama iradem ve inadımla aştık bu konuda mütevazi olamayacağım kusura bakmasın kimse çünkü sadece emzirmeye kanalize olduğum kendimi başka her şeyden soyutladığım zamanlar oldu. İyi ki de oldu, sözün özü istedikten ve azmettikten sonra yapılamayacak şey yok.

Yukarıda yazmıştım tekrar hatırlatayım, fiziki ve anatomik bir sorun olmadıkça herkes emzirebilir. Böyle bir probleminiz yoksa ve hala sütünüzün olmadığından ve yetmediğinden söz ediyorsanız, yeterince istememişsiniz demektir. Bunlar benim şahsi fikirlerim ve deneyimlerim. Meme grevi ile nasıl başettik, strese bağlı sütüm azaldığında nasıl yeniden artırdım, süt sağma ve saklama, tazyikli gelen sütle başa çıkma konularını ayrıca yazacağım. Ayrıntılı yazı öncesi yine yiyerek içerek değil bol bol emzirerek su içerek artırdığımı belirtmek isterim.

Bu konuda bir de YouTube kanalımda videom var. İzlemek isterseniz



Annelerin süper güçlerini unutmayın ;)

Anne-Bebek blogum olan www.gozdeanne.com takip etmeyi unutmayın.

Sevgiler, Gözde Anne